Bakara Sure'sinde 3 Ayet ile anlatılan, Talut ve Calud kıssası bulunmaktadır;
Bakara-249. 'Talut askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.'
Bakara-250. 'Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kafir kavme karşı bize yardım et, dediler.'
Bakara-251. 'Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Davud da Calut'u öldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lakin Allah bütün insanlığa karşı lutuf ve kerem sahibidir.'
Tam olarak anlaşılamayan bu kıssa, insanın aklına bir sürü soru getiriyor. Talut ve Calud kimdir? Neden savaşmışlardır? Irmaktan su içen insanlar neden imtihan edilmişlerdir? İmtihan sonunda ne olmuştur? Mevzu Talud ve Calud iken, Davut nasıl, nereden ortaya çıkmıştır? Vs. Vs. Kuran her zamanki keyfiliği ile, aniden anlatıp bitirdiği bu hikaye hakkında hiç bir açıklama yapmamaktadır. Olayın aslı ile ilgili bilgi Tevrat kurcalandığında bulunmaktadır. Tevrat ayrıntı vermekte Kuran kadar cimri değildir ve bir çok konu ayrıntılı olarak Tevrat'tan öğrenilmektedir.
Başı sonu belli olmayan bu kıssa'yı asıl kaynağından ögrenmeye çalışalım;(Uzun olan hikayeyi kısaltarak vereceğim, tamamını merak edenler Eski Ahid Hakimler bap-6-7'den okuyabilirler.)
İsrailoğulları Tanrı'nın istemediği şeyleri yaptıkları için, Tanrı tarafından ceza olarak Midyani'lerin egemenliği altına sokulmuşlardır. Uzun yıllar eziyet çeken İsrailoğulları, Tanrıya şikayet edip kendilerini kurtarmasını isterler. Tanrı bu yakarışları haklı bulup, İsrailoğulları'na bir peygamber vermeye karar verir. Peygamber olarak Cad'ı (Gideon) seçer, ve 'Rab seninledir, bu kuvvetle git İsrail'i Midyan'ın elinden kurtar' der. Cad, 'ne ile kurtaracağım, elimde hiç bir şey yok' deyince Rab, 'mutlaka seninle olacağım ve Midyanileri vuracaksın' der.
Cad kavminden cok kalabalık bir ordu toplar. Fakat Tanrı toplanan ordu savaşı kazandığında, bunu kendilerinin başardığını sanacağını ve kendisine minnet duyulmayacağını, hatta kibirle bu işi kendilerinin becerdiklerini soyleyeceklerini düşündüğünden Cad'a, 'Kavmine söyle, kim korkuyorsa geri dönsün de' der. Otuziki bin kişilik ordunun yirmiiki bini döner ve geriye on bin kişi kalır. Fakat Tanrı bunu da çok bulur ve hala İsrailoğullarının savaşı, Tanrı'nın yardımı olmadan kendilerinin kazandığını söyleyeceklerini düşündüğünden, 'Kavminin sayısı yine fazladır, onları suya indir ve ben onları deneyeceğim. Seninle beraber gidecek dediğim adam seninle gidecek, seninle gitmeyecek dediğim adam seninle gitmeyecek.' der.
Cad adamlarını suya indirir, Tanrı, 'Köpeğin diliyle içtiği gibi su içen her adamı ayrı, ve su içmek için dizlerinin üzerine çöken her adamı da ayrı koyacaksın.' der. Dilleriyle su içenler bir kenara ayrılır, bunların sayisi üçyüzdür. Diğerleri de geri gonderilir. Tanrı, 'sizi diliyle su içen üçyüz kişi ile kurtaracağım' der. Sona kalan bu üçyüz kişi ile Cad düşmana saldırır, Tanrı'nın desteği ile Midyan ordusunu yener.
Gerçek hikaye budur ve görüldüğü gibi olayın kahramanı 'Talud' değil Cad yani Gideon'dur. Ayrıca olay Muhammed'in anlattığı gibi saçma sapan, ipsiz sapsız değil, iyi kötü bir kurgusu olan, anlaşılabilir bir hikayedir. Muhammed bu hikayeyi kuşa çevirip anlaşılmaz bir hale getşirdikten sonra, inanırlarına Allah'tan gelmiş bir vahiymiş gibi aktarmıştır.Burada diğer karmaşık konu ise Bakara-251'de söylendiği gibi, 'Davud'un Calud'u öldürmesidir'. Kuran tefsirlerine baktığımızda karşımıza şu hikaye çıkıyor;
Bu savaş sırasında Davud 7-8 yaşlarındadır. Tanrı, Talut'a (Cad) Calut'un Davud tarafından öldürüleceğini söylemiş ve bu nedenle Talut Davud'u da yanında götürmüştür. Yolda giderlerken uç taş canlanıp konuşmaya başlamış ve Davud'a, 'Bizi al, Calut'u bizimle öldür' demişler. Davud taşları almış, savaş sırasında sapanı ile atmış ve Calut'u öldürmüştür. (Not: orjinal Tevrat hikayesinde Davut yoktur. Bakara-251'de Davut'tan söz edildiği için tefsirciler Talut'un yanında Davut'u da götürdüğü hikayesini uydurarak olaya monte etmişlerdir.)
Geçmişte Taberi'den aktardığım bir Hadis'de, Calut'un 500 batmanlık bir 'tolga' (NOT: 3.5 tondan fazla) taşıdığını yazmıştım. Şimdi düşünüyorum; 500 batmanlık bir tolga taşıyan azman (veya dev, veya ne şeyimse...) bir adam, sapan ile atılan üç taş ile nasıl ölür? Mevzu İslam'a ait bir Hadis'te geçiyorsa, ölür...
Golyat ın İncildeki hikayesi de şöyle;
Golyat Gat ülkesinden 3 metreye yakın boyu olan güçlü bir dev adamdı. Kendisiyle döğüşe kalkacak hangi İsrailli olursa olsun, onu yenip alt edeceğini haykırarak bağırıyordu. Bu nedenle bütün İsrailli askerler korkuyorlar, içlerinden hiçkimse onunla döğüşmeye cesaret edemiyordu. Davud Tanrı’ya inanan genç bir çocuktu ve çobanlık yapıyordu. Golyat’la karşılaşmaya karar verdiği zaman şöyle dedi: ‘Beni aslanların ve ayıların pençelerinden kurtaran Tanrı bu Filistinlinin elinden de kurtaracaktır.’ Sonra sapanını eline aldı ve dereden geçerken, fırlatmak için beş tane taş topladı. Yoluna devam ederek askerlerin bulunduğu savaş meydanına vardı. İsrail kralı Saul, Golyat’ın saldırılarından korur düşüncesiyle Davud’a zırhlı asker elbisesi giydirmek ve eline büyük bir klıç vermek istiyordu. Ama Davud düşmana karşı bu şeyleri kullanmayacağını söyledi. Tanrı’nın, kendisine güç vereceğini kendisini koruyacağını biliyordu. .
Golyat İsraillilerin, kendisiyle dövüşmek için küçük bir çocuğu öne sürdüklerini görünce gümbürdeyerek küfürler savurmaya başladı. Ama Davud ona şu karşılığı verdi: ‘Sen bana klıçla, mızrakla ve palayla geliyorsun. Ama ben sana küfrettiğin İsrail’in ordularının Tanrısı’nın adıyla, her şeye egemen olan yüce Rabbin adıyla geliyorum.Sonra Davud sapanını çıkardı, içine taşlardan birini yerleştirerek Golyat’a fırlattı. Taşı, baştan aşağı zırhlı giyisilerle korunan Golyat’ın korunmasız tek yeri olan alnına sapladı. Taşı alnına yiyen Golyat büyük bir gürültüyle yere yuvarlandı. Sonra koşup üzerine çıktı. Golyat’ın kılıcını tutup kınından çıkardığı gibi onu öldürdü ve başını kesti. Kahraman Golyat'ın öldüğünü gören Filistliler kaçtılar. Davud Tanrı’ya inanmış ve güvenmişti. Tanrı da onun bu inancına karşılık olarak ona Filistinli devi yenmesinde yardım etmişti.
Kaynak:
http://www.incilbahcesi.com/dersler/davut_ile_golyat.htmAlıntı: http://ateistplatform.ipbfree.com/index.php?showtopic=2810